16° Kapalı

Heyecan Heyecan Heyecan ve Ümmet Heyecanlandı!

“Yaşanabilir bir Türkiye’yi, yeniden büyük Türkiye’yi ve yeni bir dünyayı hep birlikte kuracağız. İşte sizler, yeryüzünde Hakkı hâkim kılmak için çalışan bir Türkiye’nin teminatısınız.”
Politika - Kasım 12, 2012 6:41 am A A

GELECEĞİN TEMİNATI SİZLERSİNİZ

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, Ankara Anadolu Gösteri Merkezi’nde bir araya gelen Milli Görüş gençliğine seslendi. Gençlikten beklentilerinin yüksek olduğunu vurgulayan Kamalak, “İşte sizler, yeryüzünde Hakkı hâkim kılmak için çalışan bir Türkiye’nin teminatısınız. Allah’ın yardımıyla, sizlerin aşamayacağı engel yoktur. Sizler, Avrupa kapısında ev ödevleriyle bekletilen değil, mazlum İslam ülkelerine öncülük edecek bir Türkiye’nin teminatısınız. Kutuplaşan değil, Türküyle, Kürdüyle, kucaklaşan bir Türkiye’nin teminatısınız. Emeğin sömürülmediği, külfetin de, nimetin de hakça paylaşıldığı adil bir düzenin teminatısınız.”

BU ZİHNİYETLE BU OYUN BOZULMAZ

“İlkokullarda Zeus tanrısını öğretiyorlarmış. Gazali’yi, İbni Sina’yı, Arabî’yi, El Cabir’i bırakıp, bu milletin çocuklarına Yunan tanrılarını öğretmeyi eğitim sananlar, bu oyunu bozamaz. Batı’nın bozuk değerlerini devşirmeyi ilerleme sayanlar bu oyunu bozamazlar. Irak’ta yüz binlerce Müslüman kızın ırzına geçenler için dua edenler bu oyunu bozamazlar. Libya’da 60 bin Müslüman’ı şehit eden Haçlılara destek verenler bu oyunu bozamazlar. Irkçı Siyonizm’in güvenliği için Malatya’ya füze kalkanı dikenler bu oyunu bozamazlar. Bu milleti Haçlı Birliği’ne yama yapmak isteyenler bu oyunu bozamazlar.”

SİSTEMİN KÖKÜ YANLIŞ

“Tanzimat’tan bu yana, 170 yıldır, bu milletin evlatlarını kendi medeniyetinden koparmak için her türlü hileye başvurulmuştur. Dedesini şehit eden İngiliz’in, Fransız’ın dilini zorla okutan bu sistem, söz konusu Osmanlıca olunca neden bu kadar lakayt davranıyor? Çünkü bu sistemin kökü yanlıştır, batılıdır. Çünkü bu Milli Eğitim, ancak Milli Piyango kadar millidir.”

YÜZYILIN DIŞ POLİTİKASI D-8

Milli Görüş Hareketi’nin küresel emperyalizme karşı çıktığını belirten Kamalak, “Milli Görüş, tarih boyunca aynı masaya oturmamış olan İran ve Mısır ile birlikte 8 İslam ülkesini bir araya getirerek D-8’leri kurmuştur. Açık söylüyorum; D-8’ler yüzyılın en büyük dış politik açılımıdır. Dünyayı sömüren Küresel emperyalizme karşı, ilk kurumsal karşı çıkıştır” dedi.

Saadet Partisi Gençlik Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen ‘Heyecan ve Gençlik Şöleni’nde konuşan Kamalak, “Milli Görüş Gençliği; Sultan Alparslan’ın cesareti, Selahattin Eyyübi’deki Kudüs aşkı, Mehmet Akif’in Asım’ın Nesli dediği, Sezai Karakoç’un ‘Diriliş Nesli’ dediği, Necip Fazıl’ın Mehmed’im dediği, Sultan Fatih’in kararlılığı, Necmettin Erbakan’ın ise imanı, azmi ve heyecanıdır” dedi.Ankara Anadolu Gösteri Merkezi’ne on binlerce gencin sloganları eşliğinde giren Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, konuşmasından önce gençleri selamladı. Konuşmasında ise adil bir dünyanın mutlaka kurulacağı mesajını veren Kamalak, “Sizden aldığım güven ve cesaretle ilan ediyorum ki, yeniden büyük Türkiye ve adil bir dünya mutlaka ama mutlaka kurulacaktır. Bu yoldaki en büyük umudumuz ve güvencemiz ise sizlersiniz. İkinci 40 yılımız, siz gençlerin azim ve gayreti ile inşa edilecektir” dedi.

İŞTE MİLLİ GÖRÜŞ GENÇLİĞİ

Kamalak, Milli Görüş Gençliği’nin ne anlam ifade ettiğini de söyleyerek, Milli Görüş Gençliği’ni Sultan Alparslan’daki cesarete benzetti. Kamalak, “200 bin kişilik Bizans ordusu bize doğru yaklaşıyor denildiğinde; 27 bin askerine bakıp; ‘Biz de onlara doğru yaklaşıyoruz’ diyen Sultan Alparslan’daki cesarettir. ‘Kudüs Haçlıların işgalinde olduğu müddetçe, ben nasıl olur da gülebilir, yatağımda nasıl rahat uyuyabilirim’ diyen Selahattin Eyübbi’deki aşktır. Akif’in ‘Asım’ın Nesli’ diye isimlendirdiği gençliktir.

Sezai Karakoç’un ‘Diriliş Nesli’ diye müjdelediği gençliktir. Necip Fazıl’ın Büyük Doğu ile ‘Mehmed’im’ diye hitap ettiği gençliktir. Gözlerini, aşılmaz denilen Bizans Surlarına dikip; ‘Ya İstanbul beni alır ya ben İstanbul’u’ diyen Sultan Fatih’teki kararlılıktır. Milli Görüş Gençliği; ‘Hayat iman ve cihattır’ diyen Necmettin Erbakan’daki imandır, azimdir, heyecandır” diye konuştu.

TOPLA TÜFEKLE DEĞİL İMANLI GENÇLİKLE

Erbakan’ın ‘Bir ülkenin en büyük gücü, tankı, topu, tüfeği değil, imanlı gençliğidir’ sözlerini hatırlatan Kamalak, “Davasına bağlı, vatanına sevdalı gençler sayesindedir ki; aşılmaz denilen nice surlar aşılmış, yıkılmaz denilen nice kaleler yıkılmıştır. Çünkü bir topluğun gücü, kuru kalabalıkların çokluğu ile değil, sahip olduğu iman ile ölçülür. Sizler, tarih boyunca özgürlüğün, adaletin, hoşgörünün öncüsü olmuş bir medeniyetin varislerisiniz. Sizler bu toprakların hem geçmişini, hem de geleceğini temsil ediyorsunuz” dedi.

ŞEHİT FURKAN ŞİMDİNİN ULUBATLISI

Mavi Marmara’da İsrail askerleri tarafından şehit olan Furkan Doğan’ı da hatırlatan Kamalak, “Emin olunuz, İstanbul surlarında, Bizans askerlerinin oklarıyla şehit düşen Ulubatlı Hasan ne ise Mavi Marmara’da, İsrail askerlerinin kurşunlarıyla şehit düşen Furkan Doğan da O’dur! İşte bu yüzden, ideallerin yerini ihtirasların aldığı, değerlerin yozlaştırıldığı bir dönemde, Yeni bir dünya umudunu sizler zinde tutuyorsunuz” diye konuştu.

GANGAM İÇİN DEĞİL, FİLİSTİN İÇİN KOŞAN BİR GENÇLİK

“Yine bu yüzdendir ki, sizlere bakınca içim içime sığmıyor. Çünkü ben burada Milli Görüşçülere yakışır yeni bir şahlanışın heyecanını görüyorum” cümleleri ile konuşmasını sürdüren Kamalak, karşısında emanete sahip çıkanları gördüğünü dile getirdi. Kamalak, “Emanete sahip çıkanları, yolundan dönmeyenleri, davasını satmayanları, satılmayanları görüyorum.

‘Kim var’ diye sorulduğunda, sağına, soluna, bakmadan ‘Ben varım’ diye atılanları görüyorum… Gangam dansı için değil, Filistin için, Arakan için koşanları görüyorum…” sözleriyle eleştiride bulundu.

MEDENİYETİMİZİ YOK ETMEYE ÇALIŞIYORLAR

Kamalak, “Tarihinden ve değerlerinden koparılmış bir millet, kökü olmayan ağaca benzer. Bir süre sonra kırılır, parçalanır dağılır ve yok olur, gider. Her şeyden önce tarihimizi bilmek, aslımıza dönmek zorundayız” diyerek, Tanzimat’tan bu yana milletin evlatlarının, medeniyetinden koparılmak için her türlü hileye başvurulduğunu ifade etti. Kamalak, “Tanzimat’tan bu yana, 170 yıldır, bu milletin evlatlarını kendi medeniyetinden koparmak için her türlü hileye başvurulmuştur. En kesif ordularıyla yapamadıklarını, bizi kendi tarihimize yabancılaştırarak yapmaya çalışmışlardır. Örnek mi istiyorsunuz? İşte Çanakkale. Bu millet Çanakkale’de resmi kayıtlara göre 250 bin, gayri resmi kayıtlara göre ise tam 400 bin şehit verdi.

Çanakkale savaşının olduğu yıl bu ülkede binlerce lise mezun verememiştir. Çünkü 17-18 yaşındaki kınalı kuzular cephede şehit düşmüştür. İşte sizler, Çanakkale’de şehit düşen Kürt Mehmet’lerin, Yörük Ali’lerin, Arnavut Osman’ların, Laz İdris’lerin torunlarsınız. Peki, soruyorum size, bugün kaç gencimiz, Çanakkale’de şehit düşen dedesinin mezar taşını okuyabiliyor! Dedesini şehit eden İngiliz’in, Fransız’ın dilini zorla okutan bu sistem, söz konusu Osmanlıca olunca neden bu kadar lakayt davranıyor? Çünkü bu sistemin kökü yanlıştır, batılıdır. Çünkü bu Milli Eğitim, ancak Milli Piyango kadar millidir” şeklinde konuştu.

ŞİMDİ BİRBİRLERİNE BOMBA ATIYORLAR

Çanakkale’de şehit düşenlerin etnik kimliğine dikkat çekerek kardeşlik mesajı veren Kamalak, “Çanakkale’de şehit düşen 400 bin insanımızın hepsi Türk değildi. Hepsi Kürt değildi. Hepsi Laz, hepsi Çerkez, hepsi Arnavut değildi. Ama istisnasız hepsi Müslüman’dı. Aynı iman, aynı vatan için can veriyorlardı. Vücutlarını birbirlerine siper ediyorlardı. İşte bunu bildikleri için, bu milletin evlatları arasına terör fitnesini soktular. Bu milletin evlatlarını birbirine düşman ettiler. Dün Çanakkale’de vücutlarını birbirine siper eden dedelerin torunları bugün birbirine bomba atıyor. Dün el sıkışanlar, bugün birbirlerine kurşun sıkıyor! Bu karanlık oyunu, bu sinsi planı bozmak zorundayız. Bu kirli oyunu, bu kanlı oyunu bozacak olan sizlersiniz.”

BUNLAR AVRUPA’NIN OYUNUNU BOZAMAZLAR

Konuşmasının devamında Kamalak, “Çünkü Avrupa’yı medeniyet projesi olarak görenler bu oyunu bozamaz. ‘Avrupa’ya yük olmaya değil, yük almaya geliyoruz’ diyenler bu oyunu bozamaz.

‘Biz dersimizi çalışmaya devam edeceğiz’ diyenler bu oyunu bozamaz. Küresel emperyalizmi dost, Irkçı Siyonizm’i müttefik sayanlar bu oyunu bozamaz. Daha geçen hafta Milli gazetemizin manşetindeydi: İlkokullarda Zeus Tanrısını öğretiyorlarmış. Gazali’yi, İbni Sina’yı, Arabî’yi, El Cabir’i bırakıp, bu milletin çocuklarına Yunan tanrılarını öğretmeyi eğitim sananlar, bu oyunu bozamaz. Batı’nın bozuk değerlerini devşirmeyi ilerleme sayanlar bu oyunu bozamazlar. Ahlakı, erdemi, maneviyatı gericilik sayıp, ahlaksız dizilerle zevki, eğlenceyi, bireyselliği kutsallaştıranlar bu oyunu bozamazlar. Irak’ta 1,5-2 milyon Müslüman’ı katleden zalimlerle işbirliği yapanlar bu oyunu bozamazlar. Yine Irak’ta yüz binlerce Müslüman kızın ırzına geçenler için dua edenler bu oyunu bozamazlar.

Libya’da 60 bin Müslüman’ı şehit eden Haçlılara destek verenler bu oyunu bozamazlar. Irkçı Siyonizm’in güvenliği için Malatya’ya füze kalkanı dikenler bu oyunu bozamazlar. Müslümanları vurmak için sınırlarımıza Patrıot füzesi yerleştirmek isteyenler bu oyunu bozamazlar. Bu milleti Haçlı Birliği’ne yama yapmak isteyenler bu oyunu bozamazlar. Yüksek ve ulvi idealleri olmayanlar bu oyunu bozamazlar” dedi.

Sizler bu ülkenin teminatısınız

“Sizler bu ülkenin teminatısınız” diye seslenen Kamalak, dünyadaki sömürü çarkını da anlattı. Kamalak, “Bugün dünya’ya zulüm ve sömürü düzeni hâkimdir. Yaklaşık 350 yıldır dünyaya hâkim olan kapitalist ve materyalist sistemin insanlığa huzur getiremeyeceği artık aşikârdır. Çünkü bu sistem, ahlaki temelden, adalet duygusundan ve adil paylaşımdan yoksundur. Bugün tüm dünya kaos içindedir. Bu gidiş, ancak ve ancak hakkı üstün tutan bir anlayışla önlenebilir. Bu da İslam’dır. İnsanlık, ancak İslam’ın evrensel değerleri ile barış ve huzur bulabilir. Bugün İslam ülkelerinde akan kan ve gözyaşı bu sömürü düzeninin sonucudur.

Güçlü diye zulmün yanında yer almak ise zulme ortak olmaktır. İşte sizler, yeryüzünde Hakkı hâkim kılmak için çalışan bir Türkiye’nin teminatısınız. Allah’ın yardımıyla, sizlerin aşamayacağı engel yoktur. Sizler, Avrupa kapısında ev ödevleriyle bekletilen değil, mazlum İslam ülkelerine öncülük edecek bir Türkiye’nin teminatısınız. Kutuplaşan değil, Türküyle, Kürdüyle, kucaklaşan bir Türkiye’nin teminatısınız. Emeğin sömürülmediği, külfetin de, nimetin de hakça paylaşıldığı adil bir düzenin teminatısınız” diyerek konuşmasını sürdürdü.

İLK HEDEFİMİZ İSLAM BİRLİĞİ

İslam Birliği’ni kurmanın hedefleri doğrultusunda gerçekleşeceğinin altını çizen Kamalak, “Dünyanın en genç ve dinamik nüfusu İslam âlemindedir. Dünyanın en zengin maden ve petrol yatakları İslam coğrafyasındadır. Müslümanlar Cenab-ı Allah’ın kendilerine bahşettiği imkânları birleştirdikleri takdirde muazzam bir güç oluştururlar. İnsanlığa yön verirler. Ama bugün durum tam tersidir. Bugün nereden kesif bir duman yükseliyorsa orası bir İslam ülkesidir. Nereden acı bir feryat geliyorsa orası bir İslam diyarıdır.

Ayşelerin, Fatmaların çığlıklarıdır. Bir tespihin taneleri gibi dağılmış olan İslam ülkelerini bir araya getirip İslam Birliği’ni kurma görevi, bu şanlı görev sizlere, Milli Görüş’e düşmektedir. Çünkü ‘Avrupa Birliği değil İslam Birliği’ diyen sadece Milli Görüş hareketidir. Şüphesiz ki gecenin en karanlık anı, şafağa en yakın olan andır. Müslümanların can ve mal güvenliği için İslam Birliği’ni kurmamız gerekiyor.

Tüm insanların huzur ve saadeti için İslam Birliği’ni kurmamız gerekiyor. Küresel emperyalizmi durdurabilmek için, İslam Birliği’ni kurmamız gerekiyor. Irkçı Siyonizm’i durdurabilmek için İslam Birliği’ni kurmamız gerekir. Bu hedefe giden yolda, en büyük gücümüz ise siz gençlerin azim ve kararlılığıdır. Sizlerin azim ve kararı, dünyanın tüm mazlumlarına kurtuluş muştusu olacaktır” şeklinde konuştu.

‘TÜM İNSANLIĞI KURTARACAK ADİL DÜZEN KURACAĞIZ’

“Omuzlarımızda büyük bir sorumluluk vardır. Kapı kapı dolaşacağız. Bütün gençleri aynı idealin halkaları olarak birleştireceğiz. Bunu yaparken kimseye gülden ağır söz söylemeyeceğiz” diyen Kamalak, herkesin aynı milletin evlatları olduğunu ifade etti. Kamalak, “Çünkü ırkı, dili, düşüncesi, mezhebi, meşrebi ne olursa olsun bu toprak üzerinde yaşayan herkes kardeştir. Bizler, aynı bahçenin gülleri, aynı milletin evlatlarıyız. Horon da bizim, Halay da bizimdir. Bu ulvi görevde ne olursa olsun, kararlılığımızı asla yitirmedik ve yitirmeyeceğiz.

Karşımıza mezar taşımızı dikseler bile zerre kadar tereddüt etmeyecek, yolumuzdan dönmeyeceğiz. Çünkü bizim tek bir gayemiz vardır, o da, milletimize ve tüm insanlığa hizmet etmektir. Yani İslam Birliği’ni tesis etmek ve Yeni bir dünya kurmaktır. Unutmayınız ki bu dünyada herkese yetecek kadar yer de vardır, nimet de vardır. Ancak adil bir düzen yoktur. Oysa herkes adil düzene muhtaçtır. Bu adil düzeni, inşallah, Milli Görüşçüler kuracaktır. Batı’nın hatta tüm insanlığın kurtuluşu adil düzen sayesinde olacaktır” dedi.

D-8 YÜZYILIN EN BÜYÜK DIŞ POLİTİK AÇILIMI

Milli Görüş’ün bu ülkenin tarihi açısından ne kadar önemli olduğunu da örnekler vererek anlatan Kamalak, “Tarihi, ihtirası olanlar değil, iddiası olanlar değiştirir. 1969 yılında başlayan Milli Görüş hareketi bu iddia ve kararlılık sayesindedir ki; yapılamaz denileni yapmış, imkânsız denilen nice hizmetlere imza atmıştır. Milli Görüş; kendi benliğinden, tarihinden, değerlerinden uzaklaştırılmaya çalışılan bir millete, kendi tarihini yeniden hatırlatmış ve özgüvenini kazandırmıştır. ‘İslam Terakki’ye engeldir’ diyen Batı kompleksli Tanzimatçı anlayışa karşı, hızla büyüyüp gelişecek bir mücadelenin ilk tohumlarını atmıştır. ‘İman varsa imkân da vardır’ diyerek, 70 sente muhtaç olduğumuz bir dönemde, ağır sanayi hamlesini başlatmış, Anadolu’yu fabrikalarla donatmıştır. Osmanlı’nın çöküşünden sonra, İslam dünyasının Batı’ya karşı kazandığı tek zafer olan Kıbrıs Barış Harekâtı’nı yapmıştır.

Tarih boyunca aynı masaya oturmamış olan İran ve Mısır ile birlikte 8 İslam ülkesini bir araya getirerek D-8’leri kurmuştur. Açık söylüyorum; D-8’ler yüzyılın en büyük dış politik açılımıdır. Dünyayı sömüren Küresel emperyalizme karşı, ilk kurumsal karşı çıkıştır. Gördüğünüz gibi halk adına ve Hak adına yapılmış ne varsa; hepsinin altında Milli Görüş’ün imzası vardır. Ancak şunu asla unutmayanız ki; hizmet ve başarının temelinde zihniyet yatar. Milli Görüş’ün ortaya koyduğu ilkelere inanan ve bu prensiplere göre hareket edenler ancak böyle başarılı çalışmaları ortaya koyabilirler. Kim ki, bu ilkelerden uzaklaşır ve Milli Görüş gömleğini çıkarır ise aynı başarıyı bırakın gerçekleştirmeyi, hayal dahi edemez” diye konuştu.

YAPACAK DAHA ÇOK İŞİMİZ VAR

Milli Görüş hareketinin ülkemiz ve İslam dünyası için hizmetler yaptığını vurgulayan Kamalak, daha yapılacak çok iş olduğunu dile getirdi. Kamalak, “Bakın üç tarafımız denizlerle çevrili. Deniz bizim, liman bizim ama gemiler yabancı. Semalar bizim, havaalanları bizim ama uçaklar yabancı. Yollar bizim, kaldırımlar bizim ama arabalar yabancı. Hepsinden önemlisi; Ordu bizim, kışla bizim, asker bizim ama elindeki silah yabancı, altındaki tank yabancı, kullandığı jet yabancı. İşte sizler kendi uçağını yapan, kendi silahını üreten, bağımsız bir Türkiye’nin teminatısınız.

Bizler, kışın aç kalan kurtların doyurulması için bile vakıf kuran bir ecdadın torunlarıyız. Ne var ki bugün sokaklarımızda aç insanlarımız ve madde bağımlısı gençlerimiz var. Sizler sokaklarında aç ve açıkta kimsenin kalmadığı mutlu bir Türkiye’nin teminatısınız. Bu şuur ve inançla çalışmak zorundasınız. Yaşanabilir bir Türkiye’yi, yeniden büyük Türkiye’yi ve yeni bir dünyayı hep birlikte kuracağız” dedi.

İslam her zaman üstündür

Kamalak, konuşmasının sonunda ise şunları kaydetti: “Kesin bir imanla ifade ediyorum ki bizim sistemimiz Batı siteminden kat be kat üstündür. Misalen soruyorum sizlere; Birbirlerinin eşleriyle, birbirlerinin kızlarıyla, birbirlerinin halalarıyla, birbirlerinin teyzeleriyle ve hatta birbirlerinin analarıyla zinayı hoş gören, meşru sayan sistem mi daha üstündür? Yoksa zina yapmak şöyle dursun, ‘Sakın ha, zinaya yaklaşmayın’ diyen sistem mi daha temiz, daha üstündür? Hangi sistem içinde olmak istersiniz? Yine kesin bir imanla belirtiyorum ki bizim sistemimiz Batı sisteminden çok ama çok daha hem adildir, hem de insancıldır.

Misalen soruyorum sizlere: ‘Faiz bir dünya gerçeğidir, olmazsa olmaz’ diyerek faiz yoluyla zenginler tarafından fakir fukaranın sömürülmesini sağlayan sistem mi daha adil ve insancıldır? Yoksa ‘zenginin malında fakirin hakkı var’ diyerek zekâtı farz, kurbanı vacip, sadakayı sünnet kılan sistem mi daha adil ve insancıldır? Unutmayınız; faiz, fakirlerden zenginlere gelir aktarımı olduğu halde, zekat, zenginlerden fakirlere gelir aktarımıdır”
MilliGazete
Bu haber 1345 kez okundu.
Politika - 6:41 am A A
BENZER HABERLER