19° Kapalı

Hasan Kaya’nın Kaleminden ‘’ Bilgi güçtür ‘’

Ilgın Gündemi - Kasım 9, 2014 11:47 pm A A

                        ‘’ Bilgi güçtür ‘’ 

                          Bilim 1  

                          Bilim insanlık tarihiyle yaşıttır, bu yüzden  başlangıcını kestirmek zordur.Bilim tarihi insanlığın müşterek mirasıdır.Bilimden önce simya, astroloji,kehanet ve din vardı.İlk çağlardan günümüze insanoğlu ,etrafında gördüğü doğa olaylarını merak etmiş ve tanımlamaya çalışmıştır. Yıldırım,şimşek, yağmur, kar gibi doğa olayları ; güneş,yıldız ve ay gibi gök cisimleri insanlığın en çok merak ettiği  ve filozofların üzerinde en  fazla tartıştıkları konular olmuştur.Yine, Dünya’nın şekli ve kainatın neresinde olduğu, kainatın merkezinde güneşin mi yoksa Dünya’nın mı olduğu gibi konular düşünürlerin en çok yorumladıkları konular olmuştur.Merak eden,soru soran ve araştıran insanoğlu, içinde bulunduğu zaman diliminin koşullarına göre bir takım çıkarımlar yapmıştır.Yeme ,içme, barınma ve dış etkilerden korunma ihtiyacı çeşitli araç gereçlerin yapılmasını sağlamış , yüzyıllar geçip   toplu yaşama geçilince de  günlük yaşamda kullanılan bazı alet ve edevatın icadı da bilimi ortaya çıkarmıştır.Örneğin kainatı ve gökcisimlerini merakla takip eden insanoğlu, teleskopun icadıyla yıldızları ve gezegenleri daha iyi incelemiş ve gök cisimleriyle ilgili daha doğru bilgiler elde etmeye başlamıştır.   Özellikle son yüzyılda gelişen teknolojiyle birlikte Ay’a ayak basan insanoğlu, güneşi, gezegenleri, uyduları, galaksileri ve evrenin nasıl var olduğunu çok daha iyi anlamıştır.Teleskopun icadıyla geçmiş yıllardaki evrenin merkezinde dünyanın olduğu inancının yanlışlığı ortaya çıkmış ve evrenin sanıldığından daha büyük olduğu, dünyanın ve diğer gezegenlerin güneşin çevresinde belli bir düzen içinde hareket ettikleri anlaşılmıştır.Avrupa ortaçağın karanlıklarını yaşarken binlerce yıllık bir anlayışın yıkılması elbette çok kolay olmamıştır.Bu gün herhangi bir kitapta rastlayabileceğimiz çok kolay bir bilgi, o gün belli kesimlerin kabullenmekte zorlandıkları, rahatsız oldukları ve bir çok kişinin canının yanmasına vesile olan bir bilgi olabilir.

  Bilimsel bilginin artması teknolojiyi geliştirmiş, gelişen teknoloji de bilimsel çalışma ve araştırmaların daha düzenli  ve sağlıklı yapılmasını sağlamıştır.Artık insanlık uzaya gönderdiği uydularla  milyonlarca kilometre ilerideki yıldızlardan haberdardır.Binlerce galaksinin varlığından haberdardır.Evrenin bu günkü yapısından yola çıkarak geçmişte nasıl bir yapıya sahip olduğunu ve nasıl bir başlangıcı olduğunu biliyor.Gelişen iletişim teknolojisi sayesinde  haberleşme, modern ulaşım araçları sayesinde de seyahat çok çok kolaylaştı.Bu da geçmişe göre daha hızlı, daha kolay bir yaşam tarzını getirdi. Elbette nüfusun kalabalıklaşması,teknolojik atıkların doğayı kirletmesi, insanların günlük yaşamın hızına kendilerini kaptırmalarına  ve bir takım modern sıkıntılara da sebep oldu. Bu sıkıntıların giderilmesinin yolu da  yine bilimden geçmektedir.  Dünya artık  geri dönülmez bir yola girmiştir. Yaşam tarzımız,eğlence  ve dinlenme  tarzımız, hobilerimiz  hep teknolojiyle şekillenecektir.  Eski dönemlerde bazı otlarla yapılan tedaviler, bugün gelişmiş laboratuvarlarda üretilen ilaçlarla  hastalıkların  tanı ve teşhisleri de  en modern teknolojiyle  yapılıyor.

  Yine geçmişte  barut ve ateşli silahların icadına kadar sadece insan   ve hayvan gücüyle, kılıç ve oklarla yapılan savaşlar, ateşli silahların icadıyla şekil değiştirmiş, son yüzyıldaki hızlı gelişmeyle beraber tamamen teknolojiyle yapılır hale gelmiştir.Her ne kadar tüm devletler  görünürde barıştan yana tavır koysalar da, ülkeler dünya ekonomisinde önemli bir paya sahip olan silah sektörüne önemli yatırımlar yapmaktadır. Deyim  yerindeyse artık insanlar değil, teknolojiler savaşmaktadır.Savaşın adı artık sıcak ve soğuk savaştır, silahların adıysa nükleer  silah, kimyasal ve biyolojik  silahtır.Artık önemli olan bu gücün kimin elinde olduğu ve nasıl kullanılacağıdır.1945 yılında yapılan atom bombası  bir silahın ne derece tehlikeli olabileceğini ve ölümcül sonuçlar getirebileceğini  gözler önüne sermiştir.Tüm modern silahlar, çıkabilecek herhangi bir savaşta insanlığı tehlikeye sokabilecek bir tehdittir. Bu açıdan  Peygamber efendimizin ( a.s ) düşmanın silahıyla silahlanma ilkesiyle müslüman ülkelerde bu teknolojilerin  geliştirilmesi  ve denge unsuru olarak bulundurulması son derece önemlidir.

1945 yılında atom bombasının yapılması için başlatılan Manhattan Projesi’ne destek vermesi için Einstein’den yardım istenmiş, o da zamanın ABD başkanına projenin önemini anlatan bir mektup yazmıştır.Bombanın  yapılıp  birkaç gün arayla Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki  şehirlerini yerle bir etmesi ve    saniyeler  içinde binlerce insanın ölümüne neden olması üzerine çok pişman olan Einstein daha sonraları pişmanlığını dile getirmiştir.İnsanlığın enerji ihtiyacının giderek arttığı ve yeni enerji kaynaklarına şiddetle ihtiyaç duyulduğu günümüzde  nükleer çalışmalar yapmak elbette önemlidir. Ancak bu çalışmaların enerji elde etmek için yani  insanlığın yararına kullanılması gereklidir.

 Görüldüğü gibi bilimde ilerlemek ve  yüksek teknolojiye sahip olmak çok önemlidir.Tabi bu da  çalışmakla olur.Bilimin temeli olan fizik, kimya , biyoloji ve matematik  okullarda gençlerimizin korkulu rüyası olsa da aslında bu bilimleri öğrenmek, bilimsel çalışma yapmak zevkli bir uğraştır. Bu bilimler öğrenilemeyecek derecede zor değildir.Bir şeyi öğrenmek için öncelikle  ilgi duymak ve merak etmek gerekir.Sonrasında ise iş  çalışmaya ve araştırmaya  kalıyor.Herhangi bir alanda başarılı olabilmek için öncelikle sağlam bir iş ahlakına sahip olmak gerekir.Çalışmayı, emek vermeyi,alınteri dökmeyi sevmek,  karşılaşılan zorlukları yenmekteki  en önemli unsurdur.Hiç kimse zorla başarılı olamaz. Bu açıdan fizik  ve kimya  gibi bilim dallarını öğrenmek için kişi istekli olmalıdır.Kişi gayreti kadar öğrenir.

Bu gün bilimin geldiği nokta tesadüfen ve bir anda gelinmiş bir yer değildir.Bilim, insanların yüzyıllarca yaptıkları çalışmaların ve  deneylerin  birbiri üzerine  konmasıyla elde edilmiştir.Ayrıca bilimde bir bilgiyi alıp hemen doğru olarak kabul etmek yoktur.Bilim insanı olaya kuşkuyla yaklaşmalı ve yanlış ve eksik yanlarının olup olmadığını araştırmalıdır. Çünkü bilimsel bilgi mutlaka  doğru değildir. Bilimsel bilgi  geliştirilebilir hatta değiştirilebilir bir  bilgidir.Örneğin 1945 yılında atom bombasının yapılışına kadar atom maddenin en temel taşı ve parçalanamaz olarak biliniyorken , atom bombasının yapılmasıyla parçalanabildiği ortaya çıkmıştır.Sonraları yapılan çalışmalarla modern atom teorisi geliştirilerek atom altı  parçacıklar hakkında  geniş bilgilere ulaşılmıştır.

                                                                                      Devam edecek…

                                                                                    Hasan KAYA   Fizik Öğretmeni

                                                                                      hasankaya_mizan@hotmail.com

Kaynaklar:

Fara,Parrıcıa,Bilim Dört Bin Yıllık Bir Tarih,Metis Bilim Yayınları ,Ekim 2012

Sezgin,Fuat,Bilim Tarihi Sohbetleri,Timaş Yayınları,Mart 2012,İstanbul

Bu haber 1313 kez okundu.
Ilgın Gündemi - 11:47 pm A A
BENZER HABERLER