Açık

Gençliği Gayesizse, Vay O Milletin Haline…

Kültür & Sanat - Nisan 30, 2013 12:58 pm A A

Gençlik bir milletin en büyük değerlerinden bir tanesidir. Eğer iyi eğitilir ve yetiştirilirse o millet gelecek endişesi taşımaz. Ama herhangi bir gaye ve hedefi olmaksızın gününü gün ederse o millet felaketini beklesin.
Bugün gençliğimizin en büyük sıkıntılarından biri hayallerinin, ideallerinin, hedeflerinin ve gayelerinin olmamasıdır.
Tarih boyunca her milletin insanlarına aşıladığı bir ideali vardır. İslam tarihinde bunun adı İla-yı Kelimatullah, yani Allah isminin yüceltilmesi idi. Osmanlı’da Kızıl Elma idi. 60’lı-70’li yıllardaki Türk Gençliği’nin de bir ideali vardı. Sağ düşünceli gençler ya Milliyetçi-Muhafazakâr bir düşünceyle veya sol bir düşünceyle, muhafazakâr veya sosyalist görüşleri uygulanacak olursa ülkemizin düzlüğe çıkacağını düşünüyor, insanımızın sosyal, kültürel, ekonomik geri kalmışlığının böylece bitirileceğini düşünüyordu.
İdeallerine ulaşmak isteyen gençlik kendisine 68, 78 kuşağı vb. isimler vermişlerdi. Ama belli bir zaman geçtikten sonra fikirler değil silahlar konuşmaya başladı 70-80 yılları arasında… Sağ ve sol kavgaları çatışmaları, çatışmalar ölümleri, ölümlerde 12 Eylül 1980 darbesini… Ama doğru veya yanlış bir idealleri vardı…
Darbeden sonra Milli Güvenlik Konseyi gençliğin enerjisini Toplum Mühendisleri ile birlikte başka mecralara kanalize etti. Gençlik bir süre sonra elden kaydı. Aşk-meşkle uğraşan, içki-kumar, uyuşturucu alan gençlik türedi. Jiletçi arabesk, topçu-popçu kesimi örnek almaya başladı. Hatta bu tip kötü alışkanlıklar sloganlaştırılarak normalleştirildi.
Zaman zaman ülkemizin genç nüfusuyla övünen hamasi nutuklar duyarız. Genç nüfus gelecek vadeden güçlü bir ülke için olmazsa olmazdır. Fakat gençliğinizin kemiyeti değil keyfiyeti mühimdir. Yani gençliğinizi ideal sahibi yapmamış, gaye ve hedefe yöneltmemiş, kalifiye olarak yetiştirememişseniz bir anlam ifade etmez.
Gençlik bir ülkenin en mühim hazinesi ve değeridir. Ama iyi eğitilmiş ve yüksek ahlaka sahip, ulvi hedeflere kilitlenmiş bir gençlik daha büyük bir hazinedir. Gençliğe bir gaye, bir hedef verilmemişse, hedefi belli olmayan mayın gibi nerede patlayıp, kime zarar vereceği belli olmaz. Hele sadece kendi menfaatini düşünürse tüm topluma zarar verirler. Kendi menfaatleri yüzünden milletlerinin ve memleketlerinin parçalanmasına ve yok olmasına sebep olurlar. Gayesi ve yüce hedefleri olan bir gençlik ise hem kendilerini hem de milletlerini kurtarırlar…
İnsanlar 3 çeşittir;
1-Gayesiz yaşayanlar
2-Bir gaye için yaşanması gerektiğini bilip konuşanlar ama bunu sadece dile getirenler.
3-Hayatta bir gaye için yaşayanlar.
Birinci grup tembelliği, boş vermişliği, başıboşluğu gaye edinmiş, umursamaz tipler. Herkese zarar verebilirler.
İkinci grup; insanoğlunun başıboş yaratılmadığını, belli bir gaye için yaratıldığını bilen ama yine çeşitli sebeplerle savunma mekanizmaları geliştiren tipler… Pek zarar gelmez.
Üçüncü grup; insanın dünyaya Allah’ın halifesi olarak özellikle gönderildiğinin bilinç ve şuurunda bir gençlik… Dünyayı değiştirebileceğine inanan, önüne gelen fırsatları sonuna kadar değerlendiren nadir tipler. Ufuk sahibi bir gençlik…
Bunlar tüm hayatlarını ideallerine adayan, idealleri için yaşayan hatta idealleri uğruna ölen bir gençliktir…
Bu gençler hayalleri ile yatıp hayalleri ile kalkar ve bu ideallerini gece rüyalarına, gündüz plan ve projelerine konu ederler… İşte vatan ve milletini kurtaracak genç altın nesil bunlardır.
İdeallerini gençliğinde yapacak kudrette olup tembelliği seçen, eline gelen fırsatları değerlendirmeyenler, gençlik hazinesi elden gidince ah-vah etmeye başlar ama iş işten geçmiş, talih kuşu uçmuştur.
Boş idealleri olduğunu düşündüğümüz bazı insanlar, o gayeleri uğruna ne büyük fedakârlıklara katlanırlar. Yüksek hedefi olan gençlerin bundan ders almaları gerekir. Topçu-popçu takımı, kimseye faydası olamayan bu işleri yaparken gece-gündüz, yaz-kış demeden çalışarak bu günlere geldiklerini ballandıra ballandıra anlatırlar. Yemeden-içmeden, uykusuz gecelerde çok çalışarak bu günlere geldiklerini naklederler.
“Meşhur amigolardan bir tanesi bir gün Bursa’ya deplasmana gider. Patron eğer erken gidecek olursa işinden olacağını söyler. Tınmaz. Takımının ona ihtiyacı olduğunu ve destek vermesi gerektiğini söyler. Cebindeki parayla ancak Bursa’ya varır. Karnı da açtır… Fakat stada girmesi gerektir. Kösele ayakkabılarını satar ve ancak maç biletini satın alır, yine açtır. Çıplak ayakla kar üstünde saatlerce klubünü destekler… Ayakların soğuktan donmadı mı? Sorusuna; “Bu takımın aşkı adama soğuğu hissettirir mi abi? der.”
Yüce hedef ve idealleri olan insanların gayelerine, bir amigonun klübüne olan aşktan çok büyüğüyle aşık olmaları gerekmez mi?
“Ölmeye değer bir gayesi olmayan insanların, yaşamaya değer bir gayesi de olamaz”
Martin Luther King
Gövdeyi öldürenden çok ruhu öldürenden korkun. Ölümlerin en korkuncu ruhun ölümüdür.
M.Akif ise insanımızın bu başıboşluğunu;
Kendi sağlam, hissi ölmüş, ruhu ölmüş milletin,
İşte en korkuncu hüsranın, felaketin, heybetin.
Gençliğin bir hedef ve gayesinin olmaması, kendisinde mevcut olan cephaneliği havaya uçurması anlamına gelir. İnsanın hedefi büyükse kullanabileceği güçte artar.
Çiçekler bir dağa hiçbir şey söylemezler. Onların bütün güzel sözleri küçük bir arıyadır. Arı da hayat vardır. Bundan dolayı o küçücük arı “Bu arz benim bahçemdir, benim ticaret yerimdir” der.
Geçmişteki başarısızlıklarımıza takılıp kalmamalıyız. Kendimize güvenmeli moral ve motivasyonumuzu artırmalıyız…
“Hiç kimse başarı merdivenini elleri cebinde tırmanmamıştır.” Moorhead
Siz durduğunuzda dünya da durur.
Hedef adamı ideali uğruna tüm gençlik enerjisini harcar. Aksiyonerdir ve bunu güzel ahlakla birleştirir. Kendisine, çevresine ve topluma faydalı bir bireydir. Azimlidir, sabırlıdır, ihtiyatlıdır ama risk almayı sever. Zamanı en güzel şekilde değerlendirir. Çünkü hayatındaki her nefesin sayılı olduğunun bilincindedir. Dikkatli ve verimli kullanır. Hedef adamı dünyayı bir imtihan yeri olarak görür. Hem dünyasını hem ahiretini kazanmak için çabalar. İdealist genç zorluklardan yılmaz. Mücadele eder. Çünkü zorluklardan sonra bir kolaylık vardır.
Necip Fazıl ideal sahibi genç için “Kim var dendiğinde sağına-soluna bakmadan ben varım diyebilecek bir gençlik” diye tanımlıyor.
“Hedefi olmayan gemiye hiçbir rüzgâr yardım edemez.”
Montaıgne
İnsanın sahip olduğu güç ancak bir hedefe yöneltildiğinde anlam ifade eder. Sizin her yönden çok güçlü olmanız bir şey ifade etmez. Yerin altında birçok maden var ama o madenleri yer üstüne çıkarıp işlemedikten sonra o hazinenin bir kıymeti harbiyesi yoktur.
Bu duygu ve düşüncelerle çalışan gençlik milletinin ve devletinin selamet bekasını sağlarken, “Bir dönüm bostan, yan gel yat Osman” diyen gençlikte toplumunun felaketini hazırlar.

Merhaba/Muhammed Acıyan

Bu haber 1305 kez okundu.
Kültür & Sanat - 12:58 pm A A
BENZER HABERLER