25° Kapalı

Ağacın kökü harekete geçiyor

Ülke Gündemi - Mayıs 24, 2013 9:23 am A A

Anadolu Gençlik Derneği Genel Başkanı Salih Turhan, Feth’in önemi başta olmak üzere, gençlerin içinde bulunduğu durum ve Milli Görüş gençliği ile ilgili değerlendirmelerde bulundu…AGD Genel Başkanı, Fetih Şöleni’ni Anlattı…

İstanbul’un Fethi’nin 560’inci yıl münasebetiyle Kocaeli’nde düzenleyecekleri Fetih ve Gençlik Şöleni öncesi bir söyleşi gerçekleştirdiğimiz Anadolu Gençlik Derneği Genel Başkanı Salih Turhan, Feth’in önemi başta olmak üzere, gençlerin içinde bulunduğu durum ve Milli Görüş gençliği ile ilgili değerlendirmelerde bulundu…Bu yıl bir ilke imza atacakları müjdesini veren Turhan, Fetih ve Gençlik Şöleni’ne 20 bin liselinin katılacağını söyledi…

560’incı yıldönümünü kutlamaya hazırlandığınız İstanbul’un Fetih kutlamaları programlarının bu yılkı konseptinde neler var?

Bu programlarda hem İstanbul’un fethinin anlamını gençlerimize öğretmek ayrıca Milli Görüş gençliğinin sadece Türkiye’nin bir yerinde değil, her tarafında olduğunu, kardeşler topluluğu olduğunu, güçlü bir teşkilat olduğunu ve yıllardır bu çalışmaları yürüttüğünü göstermek için bu programları icra ediyoruz. Genel olarak bir konseptimiz var. Bu yılkı programımızın temeline liseli gençlerimizi oturttuk. Şu ana kadar 20 bin civarında liseli gencimizin programa katılacağı teyidini aldık. Türkiye’nin her yerinde katılacak. Maksadımız, AGD’nin çalışmalarının halkımızın gönlünde olduğunu ve Milli Görüş hareketinin geleceğinin ne olduğunu göstereceğiz. Allah’ın izniyle stadın her tarafı geleceğimiz olan pırıl pırıl gençlerimizin ışığı ile dolduracağız. Her yıl kullandığımız sloganı da bu yıl değiştirerek İstanbul’un Fethi yerine Fetih ve Gençlik Şöleni yaptık. ‘Yeni fetihler için, fetih nesli buluşuyor’ sloganını kullanacağız.

Fetih Bu Yıl Fatih’in Çadırını Kurduğu Kocaeli’nde

Bu yıl programınızı Kocaeli’nde gerçekleştireceksiniz bunun sebebi nedir?

Bu programlar için öncelikli amacımız İstanbul’da düzenlemekti. Türkiye’nin en büyük stadyumlarından bir tanesi olan TT Arena Stadyumu için başvurumuzu yaptık. Ancak 20 yaş altı olimpiyatları olduğu için bir netice alınamadı. İnönü Stadyumu için her yıl bir başvuru yapıyorduk ama bu yıl stadın yıkılması ile ilgili çalışmalar yürütüldüğü için başka alanlara yöneldik. Onun için 1453’te İstanbul’un fetih için Fatih Sultan Mehmet Han’ın çadırını kurduğu, fetih öncesi hazırlıklarını yaptığı Kocaeli’mizde İzmit İsmetpaşa Stadyumu’nda bu programı düzenleyeceğiz. İnşallah binlerce gencimizin olduğu toplamda 100 bin insanımızı beklediğimiz bir program olacak.

Düzenlenecek kutlamaların içeriğinden de biraz söz eder misiniz?

Öncelikle bu programlar bizim için büyük bir öneme sahip. Her yıl gençlerimiz bu şöleni dört gözle bekliyor. Çünkü Türkiye’nin dört bir yanından gençlerimiz orada bir araya geliyorlar. Programımızda öncelikle İstanbul’un Fethi canlandırılacak. Bu gençlerimiz için büyük bir anlam ifade ediyor. Ayrıca spor gösterileri, sanatçılar da konserler verecek. Kabe imamları ise Kur’an tilavetiyle gençlerimizin ruhlarına hitap edecek.

Programa kimler katılacak, bu konuda bilgiler verirsiniz?

Fetih kutlamamızda binlerce gencimizin yanında yurt dışında da önemli misafirlerimiz olacak. Kudüs Muhafızı Raid Sallah, Dünyadaki İhvan Hareketi’nin Genel Mürşidi Muhammed Bedii’nin yanı sıra 70 ülkeden gelen yabancı misafirlerimizi biz stadyumda ağırlayacağız. Bunun yanı sıra partimizin Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk ve Genel Başkanımız Prof. Dr. Mustafa Kamalak da programa iştirak edecek.

Fetih kavramı ile ilgili bazen tartışmalar oluyor, bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Bir kere herkes şunu bilmeli, fetih hiçbir zaman işgal değildir. Kavramlar insanlarını önce zihinlerini sonra geleceklerine etki eder. Yeryüzünde bu konuda farklı tarifler var ama Siyonistler fetihi işgal olarak millete algılatmaya çalışıyor. Fetih hiçbir zaman işgal olarak değerlendirilmez. Gönülleri, Rabbimnize, batılı hakka doğru açmak demektir. Birilerinin anlaması için söylüyorum. Sultan Fatih İstanbul’u fethetti. Herkesi Ayasofya’nın etrafında toplayarak onlara eman verdi. Onların ileri gelenleri dahil olmak üzere gelenler, kendilerinin kılıçtan geçirileceğini düşünenlere karşı Sultan Fatih, ‘herkes inancını yaşayabilir, hiç kimsenin canına dokunulmayacaktır’ dedi. Burada Sultan Fatih’in fetih anlayışını görüyorsunuz. Efendimiz Mekke’nin fethinde, bir köpeğin ayağının kırıldığını gördü, onun için bir askeri görevlendirdi, sırf bu köpeğin başına bir şey gelmesin ihtiyacını görmesi için. Bu Allah’ın resulünün fetih anlayışı. Kan dökülmeden Mekke’nin fethi gerçekleştirildi. Bizim fetih bakışımız budur. Selahattin Eyyubi’nin Kudüs fethi sırasında da aynı şey oldu. Masum insanların dahi burnunu kanatmayan, herkesi kucaklayan onun neticesinde yürekleri açan bir anlayıştır. Şimdi ise bunun tam tersi yapılıyor. Tıpkı Kudüs’ü haçlılar nasıl işgal ettilerse şimdi de Irak’ı aynı şekilde işgal ettiler.

Mayıs ayı AGD için bir fetih ayı oldu. Geçen günlerde de Diyarbakır’ın fethini kutladınız. Bu pencereden bakınca neler ifade edeceksiniz?

Aralık ayının sonunda Türkiye’nin her yerinde Mekke’nin fethi programlarını 208 noktada yaptık. Şubat ayı bizim için şehitler ayıdır. Her yerde bunları icra ettik. Mart ayı Çanakkale açısından bizim için önemli. Özellikle liseli gençler dedeleri ile buluşuyor programları ile bunları düzenledik. Gençlerimizin zihnine bu ruhu yerleştirmeye çalıştık. Nisan ayında Peygamber Efendimizin doğum günü vesilesiyle ülkenin 280 noktasında da Asrı Saadet programlarını düzenledik. Birçok devletin kurumu, STK’lar ve köy derneklerine kadar herkes bu programları düzenliyor. Sadece tarihi bir bilgi olsun diye insanlara, Peygamber Efendimizin annesinin, babasının adı öğretiliyor. Bunlar önemli yıllarca tarih kitaplarında işletildi ama bir cihat Peygamberi olduğu, bir devlet başkanı olduğu nasıl bir aile reisi olduğu doğru dürüst anlatılmadı. Yani cihat Peygamberi olarak efendimiz anlatıldı.

Diyarbakır, Anadolu’nun İslamlaşması tarihinde önemli bir yere sahiptir. Diyarbakır’ın Fethi, Anadolu’nun İslamlaşması, İstanbul’un alınması ve İslam’ın Avrupa’ya taşınması yolunda çok önemli bir hamledir. Diyarbakır’ın Fethi’ni ne Mekke’nin Fethi’nden ne de Kudüs’ün Fethi’nden ayrı tutabiliriz. Aynı şekilde Diyarbakır’ın Fethi hem Malazgirt Meydan Savaşı’ndan, hem İstanbul’un Fethi’nden hem de Çanakkale Direnişi’nden ayrı değildir. Biz, Anadolu Gençlik Derneği mensupları olarak resmi tarih anlayışıyla unutturulan bir takım gerçeklerin ve değerlerin geniş halk kesimlerine yeniden hatırlatılmasını bir görev addediyoruz.

Bu yıl Türkiye tarihinde bir ilke daha imza attık. Diyarbakır’ın fethini ilk defa biz kutladık. Mayıs ayında bunu gerçekleştirdik. Mayıs ayını bir fetihler ayı olarak tarihe geçiriyoruz. Her yıl Diyarbakır’ın fethini de düzenleyeceğiz. Niçin bunu yaptık. Ülkemizde insanlar sadece sahabelerden Eyyup El-Ensari’nin adını biliyor. Ama öyle bir belde var ki, yüzlerce sahabe oranın fethi için gelmiş ve şehit olmuş. İşte bu yüzden biz Diyarbakır’ın fethini düzenledik. Bu toprakları terörle insanlar anıyor ama biz bunu bu programlarla Diyarbakır’ın bir sahabe şehri olduğunu anlattık. Bu bölgeyle ilgili yapılan planlara biz bu şekilde cevap verdik. İslam’ın dışındaki çözümlerin yanlış olduğunu, yetersiz olduğunu ifade ettik. Herkes bu konuda laflar söyledi biz ise laf söylemedik gittik, programımızı yaptık. Çözüm sürecini herkes tarif ediyor ama biz çözüm sürecinin tarifin İslam kardeşliği olduğunu haykırdık.

Ayasofya’nın tekrar camii olarak açılması için de bir imza kampanyası başlattınız. Süreç ne aşamada?

Ayasofya’nın müze olarak kalması bizim ülkemizin en önemli ayıplarından bir tanesi. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Kapalı olan her gün bizim için bir zulümdür. Sadece bir camiinin kapalı olması olarak algılanmamalı. Nasıl ki bir anne baba evladını kaybeder onun acısını çekiyor ise bizim için de Ayasofya bizim evladımız, kardeşimiz gibi. Biz AGD olarak Ayasofya ile ilgili her yıl farklı bir organizasyona imza atıyoruz. Geçen yıl 20 bin kişi ile önünde namaz kıldık. Geçen yıldan bu güne ne yazık ki bir adım atılmadı. Bu yüzden 10 milyon imza kampanyasını başlattık. Ülkenin her yerinde bu kampanyayı yürütüyoruz. Hatta bazı yerlerde izin vermeyenlere nazire olsun diye tarlada bile stand kurup imza toplayan arkadaşlarımız var. Kargolar yola çıktı, biz bunları yetkili makamlara ileteceğiz. İstanbul nasıl dünyanın başşehri ise Ayasofya’da ümmetimiz için çok önemlidir. Avrupa’dan, Ortadoğu’ya kadar imzalar topluyoruz. Biz inanıyoruz ki bu çalışmalar neticesinde açılacak, açılmak zorunda. Eğer bu yıl açılmazsa seneye farklı bir etkinlik, gelecek yıl açılmazsa sonraki yıl başka bir etkinlikle açılana kadar mücadele edeceğiz.

Son yıllarda AGD gençlere yönelik farklı bazı çalışmalar yürüttüğünü biliyoruz. Bu çalışmaların temelinde neler var?

Biz iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, faydalıyı zararlıdan ve adaleti zulümden ayırt edebilen; kendine, topluma, çevreye ve rabbine karşı sorumluluklarının farkında olan; tarihini bilen, yaşadığı zamanın künhüne varan ve gelecek tasavvuru yapabilen bir gençlik için çaba sarf etmekteyiz. Yaptığımız tüm çalışmaların temelinde kardeşlik, merhamet ve adalet kavramlarını yüreğine yerleştirmiş ve oradan da sokağa taşıyabilmiş bir nesil tasavvuru vardır. Ülkemizde 43 milyon gencimiz var. Hiçbir gencimizin saçına dahi zarar gelmeden çalışmalarımızı yürütüyoruz. Nasıl ki Efendimiz örnek olarak karşımızda ise Erbakan hocamız da ortaöğretim gençleri için şöyle bir tarif yapmıştı. ‘Milli Görüş’ün motor gücü gençleridir. AGD’nin ise üniversite gençliğidir. Bu gençlerin içinde de en önemlisi ortaöğretim gençleridir. Çünkü ortaöğretim gençleri de ağacın köküdür’ diye tarif etmişti. Biz AGD olarak ortaöğretim gençleri ile alakalı olarak yoğunlaşmamızın sebebi ağacın kökünü tekrar harekete geçirmektir. İHL’ler ile alakalı olarak yoğun bir çalışma temposu içerisindeyiz. Her İHL’nin yanında AGD irtibat bürosu açıyoruz. Sonrasında liselere ilişkin önemli bazı çalışmalar yürütüyoruz. Kim hangi engellemeleri yaparsa yapsın inşallah AGD ülke gençliğinin motor gücü olacak ve hayra hizmet etmeye devam edecek.

MGV’nin Emanetçisi AGD’dir

28 Şubat sonrası kapatılan vakıfların isimleri ile malvarlıklarının iadesi söz konusu. Ne zaman bu malvarlıkları iade edilecek, süreci takip ediyor musunuz?

29 Mayıs 1975 yılında açılan Milli Gençlik Vakfı bu ülkenin en yaygın ve etkin gençlik kuruluşu olmuşken Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce 2000 yılında kapatılması yönünde karar alınmış ve 2005 yılında 166 taşınmazla birlikte tüm mal varlığına el konulmuştur. Biz bu taşınmazların hem iadesini hem de on yılı aşkın bir süreçte yaşanılan mağduriyetin giderilmesini istiyoruz. 29 Mayıs 2013 tarihi İstanbul’un Fethi’nin 560.Yıldönümü. Aynı zamanda belirttiğiniz gibi Milli Gençlik Vakfımızın 38.Yıldönümü. İstanbul 470 yıl Osmanlı’nın başkenti olmuş. Bununla birlikte fethinden günümüze İslam dünyasının da kalbi olmaya devam etmiş fiilen payitaht bir şehir. İstanbul’un Fethi hakkın batıla galip gelmesinin eşsiz bir timsalidir. Çünkü yeryüzünde akan kanın durması, huzur ve barışın tesis edilmesi İstanbul’umuzun yeniden Dünya’ya yön vermesi ile mümkündür. İşte böyle bir öneme haiz İstanbul’umuzun Fethinin yıldönümünde elbette aynı öneme inanarak kurulmuş Milli Gençlik Vakfı’nın gasp edilmiş haklarının iadesi sadece bizim için değil bakışlarını İstanbul’a çevirmiş tüm İslam Dünyası için anlamlı olur. Şunu iyi bilmemiz gerek Milli Gençlik Vakfı’nın emanetçisi AGD’dir. MGV kapatılınca AGD’yi kurduk. Mal varlıklarının iade edilmesine yönelik atılan bu adımları geç olmakla birlikte olumlu buluyoruz. Bu biran önce yapılmalı. Biz farklı girişimlerde bulunduk. Kurucularımız vasıtasıyla emanetin tekrar sahiplerine teslim edilmesini bekliyoruz.

MEB, Darwinci Mantıktan Uzaklaşmalı

Ülkemizde Müslüman gençlerin biçimsel olduğu ve özünde islam’ı barındırmadıklarını ilişkin eleştiriler var. Siz buna nasıl bakıyorsunuz?

Günümüzde bireyselcilik ön plana çıkarıldı. Dünyalık idealinin dışında başka idealleri olmayan bir gençlik ortaya çıkardık. Buruda gençleri suçlarsak en büyük yanlış olur. Burada en az hata gençlerin hatasıdır. Aile, eğitim ve diğer mekanizmalar bu gençleri bu hale getirdi. Bir toplumun içerisindeki en az hata çocukların ve gençlerindir. Gençlik açısından ülkemiz dünyanın en şanslı ülkelerinden bir tanesi. Gelecek açısından bakınca seviniyoruz ama gençlerin düştüğü sıkıntılara bakınca inanın yüreklerimiz parçalanıyor. 30 yaşını geçmiş, okulunu bitirmiş ve asgari ücrete talim gençlerimiz var. Bir kardeşimiz arıyor eğer intihar dinimizce günah olmasaydı intihar ederdim diyor. Çünkü okulu 6 yıl önce bitirmiş, iş yok, aile yok. Annemden ve babamdan para istemekten bıktım diyor. Ne olacak benim halim diyor. Bunları duyunca kafamızı iki elimizin arasına alıp çok ciddi düşünmemiz gerek. Devletin mekanizmalarına bu konuda çok iş düşüyor. Türkiye’de 170’ten fazla üniversite var. Zahiren bakınca eğitimli gençlerimizin olması çok önemli ama arka plana bakınca, alt yapısı oluşturulmayınca bu üniversitelerin hiçbir manası yok. Yüz binlerce işsiz var ama sen okul açıyorsun. İmkanı olan yurt dışına kaçmayı düşünüyor. Maddi sıkıntılardan dolayı da gençler sadece hayatını idame ettirmeye çalışıyor.

Ahlaki olarak da sıkıntılarımız var ülke olarak. Her gün çarpık ilişkilerin sergilendiği yeni yeni diziler yayına giriyor. Bu insanlar ondan sonra yanlış yanlış işler yapmaya başlıyorlar. İnsanlar hanımıyla, eşleriyle, çocukları ile zaman geçiremiyorlar. Uyuyana kadar insanlar beraber vakit geçirmiyor. Sonrasında her evlilik bir iki yılda çatırdıyor. Boşanma oranları bunu ortaya koyuyor. Ecdadımızı konuştuğumuz bir dönemde ecdadımız ne yapıyor biz ne yapıyoruz. RTÜK ne iş yapar Allah aşkına. Biz de kınıyoruz, onlarda kınıyor. Müeyyide makamları da kınarsa bu işi kim yapacak. Devletin kurumları bunlarla alakalı gerekeni yapmalıdır. Bir düzenlemenin yapılması gerekir. MEB müfredatları da Darwinci anlayış değiştirilmeli. Ümmetin çocukları tekrar kardeş olmaya yönlendirmemiz lazım. Bütün bunlar gençleri sadece hayattan haz alan bireyler yapıyor. Bun nesil içinde bir Sultan Fatih’in çıkmaması gayet normal.

Milli Gazete

Bu haber 1343 kez okundu.
Ülke Gündemi - 9:23 am A A
BENZER HABERLER